SORGU

burnunu çektiğinde
içi ürperdi
(uçağın merdivenlerindeydi)
hayatında ilk kez bu kadar yakın hissetti
bilinmezi ya da yaşamı
gördükleri bir serap
belki de aradığı
su bile içme demişlerdi
yola çıkmadan önce
(utandı ya da kızardı)
aşılar oldu yine de...
bütün ikramları
reddetmesi gerektiğinde
şaşırdı
(tutamadığında kendisini)
kulak arkası etti duyduklarını
ve suya doydu
taksiye binme demişlerdi
(kaçırırlar)
ilk işareti üzerine
duranların içine daldı...
altın tapınağın kapısındaydı
renk ve renk
kafasını örtmesini istediler
ayaklarını yıkarken
turuncuyu seçti
sarınırken
maviyi
yeri öptüğünde
etrafındakilerin kendisini süzdüğünü hissetti
mutlu olur gibi oldu
başını eğmedi
tapınaktan yükselen
müziğe doğru yol aldı.
çevresini dolanıyordu
gölün ortasında
kutsanan ya da andıran
içeriye girebilse
uzatıp başını dinleyecekti
yanaşıyordu
çağıran
altın kubbenin sesi
merakını zorlayan
göreceklerinin telaşesi
renk ve renk kafalar belirdi
seçebildiğince
bu kez yeşili seçti...
sessizce uzanıp
tavana dikti gözlerini
pırıltılar içinde...
(tam kendinden geçerken)
kolundan çekip götürdüler
bir başka aleme
ortalarına aldılar
(katılmaya çalıştı)
gülümsedi
(“Tanrı”larını işaret ederek)
onlardan olmasını istediler
(“Tanrı”nın yatağının başucunda)
bebeklerine yemek sunup
saygıyla eğilerek
ısınsın diye sobayı yaktılar...
kafasını kaldırdığında
ortalık kararmıştı
gözlerini silmek istedi
elleri gitmedi
kırpıştırdı olmadı
yerindeydi gözleri
etrafsa karanlık
sesler değişerek uğulduyordu
yerinde dans edermiş gibi
duramıyordu
kendisine acıyarak
bakıldığını farkettiğinde
anlamak ya da anlamamanın
önemi...
gülümseme belirdi yüzünde
cebindeki son kuruşunu
paylaşırcasına
gülümseme
ya da ağlama arası
olgun
ihtiyacı olanların varlığı
gözleri...
gördükleri bir serap
kanatlandı uçup uçup
bir kez daha düşündü
burnunu çekti
(uçağın merdivenlerindeydi)
alt üst olan hayalleri
heyecanı
geçmişi geldi aklına
sorgulamadı...
S.A.
.


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home